ŞEYTAN�N DÖRT YÖNDEN SALDIRISI VE İKİ İMKÂN




İlk insan Hz.Âdem'in yaratılışı ile başlayan Şeytan ve taraftarlarının biz Ademoğullarına karşı başlattıkları topyekün mücadele kesintisiz ve sürekli olup kıyamete kadar devam edecektir. Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerîm'inde, insanoğlunun "apaçık düşmanı"olan şeytana karşı bizleri sık sık uyarmıştır. A'râf sûresinin 16. ve 17. âyetlerinde şeytanın insanlara yönelik topyekün saldırısı şöyle tasvir edilir:


İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.


Sonra kesinlikle onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!....



İnsanları saptırmak için yemin edip Allah'ın Dosdoğru Yolu üzerinde pusu kuran şeytanın dört yönden, yani düşmanın saldırabileceği her taraftan saldırıya geçeceğini Rabbimizin Kitab'ında ifşâ etmesi, bizleri sürekli teyakkuz halinde tutmalı ve konu üzerinde derinlemesine, etraflıca düşünmeye yöneltmelidir.


İsrâ sûresinin 61-65. ayetlerinde geçtiği üzere, Allahu Teâla (c.c) Şeytanı, Ademoğullarını saptırmak ve Sırat-ı Müstakim'den uzaklaştırmak için her türlü hileyi yapma konusunda serbest bıraktı; ona çok yönlü fırsatlar tanıdı, ama şu gerçeği de vurguladı: "Gerçekte senin, kullarımın üstünde herhangi bir zorlayıcı gücün olmayacak."[(17/65) İbrahim-22'de de, şeytanın bu gerçeği itiraf edeceğini beyan buyurdu: "İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek:" Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın!.....



İmdi, Allah'ın ihlaslı ve mümin kulları üzerinde bir yaptırım gücü olmamasına rağmen, şeytanın çok çeşitli çağrı/ayartma yöntemleri ile ön, arka, sağ ve sol'dan insanlara sokulmasına dair müfessirlerin yaptıkları yorumlara kendi yorumlarımızı da ekleyerek konuyu şöyle açıklayıp güncelleyebiliriz:




Şeytanın Önden, Arkadan, Sağdan, Soldan Sokulması Ne Demektir?


Taberi, İbn Abbas'ın(r.a) bu âyet hakkındaki yorumunu aktarır: "Onlara önlerinden sokulacağım... yani Onları ahiretleri konusunda şüpheye düşüreceğim... Arkalarından sokulacağım.... yani Onları dünyayı elde etmeye teşvik edeceğim, dünyaya olan sevgilerini artıracağım.. Sağlarından sokulacağım... yani Onları dinleri konusunda şüpheye düşüreceğim.. Sollarından sokulacağım.. yani Onları günah işlemeye teşvik edeceğim ve kendilerine işledikleri günahları sevimli göstereceğim...demektir.(Vahidî, TefsîrüL-Vecîz)




"Ön" ahiret hayatı hakkında şüpheye ilaveten, gelecek endişesi, istikbali garanti altına alma kaygısı olarak da yorumlanmıştır. İbn Kayyım el-Cevziyye, Vesvese'den Korunmak isimli eserinde, İbn Abbas'ın bu konudaki görüşünü aktarır: Ona göre, iblis, bununla insanları dünya zevk ve nimetleriyle aldatmaya çalışacağını kastetmiştir. Diğer bir rivayette ise; Onları ahiret hayatı hakkında şüphe ve tereddütlere düşürüp dünya hayatına sarılmaları için saptıracağım, kastını ifade etmiştir."Ali'Den, Hasan'dan, Mücahid ve Ebû Salih'den gelen rivayetler de bu manaya yakındır. (İbn Kayyım el-Cevziyye, Vesvese'den Korunmak, çev.Ömer Temizel, Polen y., İst-2005, s.10) Gerçekten, dün olduğu gibi bugün de insanı Doğru Yol'dan saptıran en önemli şeytani faktör, Hesap Günü'nü düşünmeyip kendisi, ailesi ve çoluk-çocuğunun dünyevî istikbalini garantiye alma çabasıdır: Siz, âcil/peşin olanı (geçici dünyayı) seviyorsunuz da âhireti bırakıyor/unutuyorsunuz."(75/20-21) Zaten, dünyanın geçici nimetleri peşinde hızla ve hırsla koşmak, âhireti ihmal edip unutmaya yol açar.



"Arka" dünya sevgisi/tutkusuna ek olarak, şeytanın insanı geçmişle aldatması olarak da yorumlanır. Şeytan, insanlara Atalarının dini'nden ayrılmamayı, onların hayat tarzına sıkı sıkı bağlanmayı, onların geçmişte yaptıkları ile övünmeyi telkin ederek ayaklarını Hak Yol'dan kaydırır; ya da Hz.Adem'den(a.s) Hz.Muhammed'e(s) uzanan tevhîd geleneğini terk edip şirk ve inkâr geleneğini takip etmeye çağırır. Kimileri şeytanın arkadan yaklaşmasının bir sonucu olarak, kendi şahsının veya ecdâdının geçmişte İslâm'a yaptığı hizmetlerle avunur durur ve geçmişte yapılanların kendisini kurtaracağını sanır.



"Sağ" şeytanın insana dostça sokulması olarak yorumlanmıştır ki, en tehlikeli yöntem budur. Şeytan, insana sûret-i haktan gözükerek, sözde onun 'iyiliğini isteyerek' yaklaşır ve onu ayartır; nitekim Adem ve eşini bu yöntemle aldatmış ve onların cennetten ayaklarını kaydırmıştır. İkisine de "Rabbiniz size bu ağacı yalnızca birer melek olmamanız yahut ölümsüzlüğe kavuşmamanız için yasak etti"(7/20) diyerek vesvese vermiş, onlara 'sağdan sokulup'yemin etmiştir: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim."(7/21) Günümüz Müslümanları da, en çok, İslâm'ın/Müslümanların iyiliğini istediğini'söyleyip onları İslâm'ın temel tezleri ve sabitelerinden vazgeçirmeye, aslî kavramlarının içini boşaltarak dinlerini dönüştürmeye ondan şüpheye düşürmeye çalışan çağdaş sinsî şeytanlar tarafından aldatılarak ayakları kaydırılmaktadır.



"Sol" şeytanın insana düşmanca yaklaşmasını temsil eder ki, belki de en mertçe olanı budur. Şeytan ve adamları, kurumları, sistemleri açıkça İslâm'a ve Müslümanlara düşmanlık eder, İslâm'ı yok etmeye, Müslümanları zulüm, işkence ve katliamlarla ortadan kaldırmaya çalışırlar. Ayrıca şirki, inkarı, haramları güzel gösterip yaygınlaştırmaya, hayrı engellemeye çalışarak her alanda İslâm'ın önünü kesmek isterler.




Peki, şeytanın bu dört koldan saldırısı karşısında biz kullar ne yapacağız, ne gibi önlemler alacağız?


Bunun cevabını, şeytanın iki yönü unutup boş bırakması ekseninde aramalıyız.



Şeytanî Kuşatmayı Kırmanın İki İmkânı: Secde ve Duâ



Allah'ın Dosdoğru Yolu üzerine oturup insanlara önden yani 'ahiret hakkında şüpheye düşürüp dünyevî/maddî istikbal endişesine sevkederek' arkadan yani 'dünya tutkusunu ve hırsını artırarak ya da geçmişi ile aldatarak' sağdan yani 'dost gibi yaklaşıp din algısında tereddüte düşürerek' soldan yani 'günah ve kötülükleri süslü/güzel gösterip düşmanlık ederek'sokulacağına ve onları saptıracağına yemin eden şeytanın bu yemini, güçlü ve zayıf yanlarıyla iyi tahlil edilmeli ve ona karşı çok dikkatli ve müteyakkız olarak ciddi önlemler alınmalıdır.



İbn Kayyım el-Cevziyye'nin, Vesvese'den Korunmak isimli eserinde belirttiği üzere, Ebû İshak ve Zemahşeri gibi alimler, İblis'in bu şekilde abartılı bir şekilde yemin edip yeminini pekiştirmek sûretiyle, insanlara her yönden sokulup her çareye başvurarak onları sapıtmaya çalışacağını ifade ettiğini söylemişlerdir. Zemahşerî'nin yorumu şöyledir: 'Galip düşmanın dört yandan düşmanını sardığı gibi, İblis de insanlara dört cihetin her birinden sokulur ve gücünün yettiği oranda onlara vesvese vererek saptırmaya çalışır.'(İbn Kayyım, Vesvese'den Korunmak, çev.Ö. Temizel, Polen y., İst-2005, s.11)



Demek ki şeytan, biz Âdemoğullarını Hak'tan saptırmak için, sürekli ve kesintisiz bir mücadele anlayışı ile her yönden, her imkânı kullanarak gelecektir üstümüze. Bazen önden gelip bizi peşinden sürüklemek isteyecek, bazen arkadan dürtüklemek isteyecek, bazen sağdan dost gibi sokulacak, bazen soldan düşman gibi gelecek. İnsanın her türlü zaafını değerlendirip bulduğu her açık kapıdan girecek; para, pul, makam, mevki, şehvet, zevk, eğlence, şöhret, içki, yemek, elbise, evlat, eş, ev, aşiret...



Peki, şeytanın bu yemîninin ve topyekün savaş mantığı ile gerçekleştirmeye çalıştığı bu çok yönlü çetin kuşatmasının zayıf yanları yok mudur? Eğer bu şeytanî kuşatmanın zayıf noktaları varsa, biz bu dehşetli kuşatmayı yarmak ve onun sinsi saldırılarından korunmak için neler yapacağız, ne gibi tedbirler alacağız?



Fahruddin Râzî, Tefsîr-i Kebîr'de, A'râf 16-17.âyetleri tefsir ederken şu açıklamayı yapar: İblis'in bu yeminini işiten melekler, şu aciz insanların hallerine acıyarak Allah'a şöyle niyazda bulundular:


İlahımız! İnsan, şeytanın bu dört yönden saldırısı ve kuşatması karşısında nasıl kurtulabilir?....



O zaman Allah onlara şunu vahyetti: "Şüphesiz insanlar için biri yukarı, biri de alt taraf olmak üzere iki cihet açık kalmıştır: Kul, hudû (tevazu) ile duâda ellerini yukarı kaldırdığı ve huşû (korku saygı) ile alnını yere koyduğu zaman, ben onun yetmiş senelik günahını mağfiret ederim"




İbn Kayyım'ın aynı eserinde aktardığına göre, İbn Abbas; 'iblis'in bu sözleri arasında 've onları üst taraflarından yaklaşacağım'sözünün bulunmadığını, bundan da şeytanın insanlara üst taraftan yaklaşamayacağının anlaşıldığını'söylemiştir. El-Şa'bî, konuyla ilgili açıklamasında; 'çünkü Yüce Allah, kullarına olan rahmetini üst taraftan indirir'der. Katade ise şöyle öğüt verir: 'Ey Âdemoğlu! Şeytan sana her yönden yaklaşmaya çalışır, fakat asla üst tarafından yaklaşamaz. Yani Yüce Allah'ın rahmeti ile senin arana giremez! Sen hemen Allah'In rahmetine sığın!'(İbn Kayyım, a.g.e, s.10)




Şu halde, şeytan ve taraftarlarının topyekün saldırılarına karşı iki sığınağımız, bizi koruyacak iki kalkanımız var: Duâ ve secde... Dolayısıyla duâyı ihmal etmemek, sürekli olarak Allah�an rahmet ve merhamet dileyip her fırsatta şeytanın iğvâsı, vesvesesi ve dürtüklemesinden O'na sığınmalıyız.




İbn Abbas'ın(r.a) rivayetine göre, Rasûlüllah(s.) bu konuda şöyle dua etmiştir:



'Ey Allah'ım! Senden dinimde, dünyamda, ailemde, malımda affını ve afiyetini istiyorum. Ey Alla'ım! İşlediğim günahları ört! Korkudan beni emin kıl! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden beni koru! Altımdan (zelzeleyle) gizlice helak olmaktan sana sığınırım.... (Bezzar- Müsned; ayrıca Ahmed, Ebu Davud, İbn Mace, İbn Hibban, Hakim benzer hadisi Abdullah bin Ömer'den rivayet ettiler.)




Allah(c.c), İblis'in bizi saptırmak için dört yönden sokulup her türlü hileye başvurabileceğini haber vermiş; Peygamberimiz(s.) de, dört yönden gelebilecek saldırıya karşı Allah'a sığınmış, ayrıca üstten ve alttan gelebilecek tehlikelere karşı da yine O'na sığınmıştır. Üstten ve alttan gelebilecek tehlikeler maddi olabileceği gibi, duâyı ve secdeyi ihmal veya terketmek suretiyle manevî de olabilir.




O halde, Allahu Teâlâ'nın 'secde et ve (Rabbi'ne) yaklaş!'(96/19) ve Rasûlüllah'ın(s.) 'Secde hali, kulun Rabbi'ne en yakın olduğu andır. İşte orada çok dua ediniz!' (Riyâz'üs-Sâlihîn, c. III/82) emirlerine uyarak dosdoğru ve düzenli namaz kılıp secde etmek sûretiyle Allah'a yakın, şeytana uzak olabilir ve yine ihlasla O'na sığınıp ellerimizi açarak duâ etmek sûretiyle şeytanın vesvesesinden korunabiliriz.




Böylece şeytanın açık bıraktığı iki kapı, bizim ona karşı kuşanacağımız iki silah olur.




Amansız ve fasılasız şeytanî taarruza karşı Rabbimizin bize ikram ettiği bu iki savunma silahını kuşanmaktan başka çaremiz var mı?!


ABDULLAH YILDIZ